Kas İskelet Hastalıklarında Ozon-Oksijen Tedavileri

Ozon stabil olmayan ve güçlü oksitleme etkisine sahip antiseptik, immün modülatör, analjezik ve antienflamatuvar bir gazdır. Biyolojik ortamlarda, ozon hızla oksijene ve oksijen radikallerine dönüşerek, orta düzeyde oksidatif stres oluşturur. Ozon vücut için oksidatif bir tehdit olarak algılanır. Bunun sonucunda antioksidan savunma mekanizmalarında görev yapan enzimler aktive olur. Ozon uygulaması iki şekilde değerlendirilebilir: sistemik ve lokal. Sistemik uygulama yöntemleri arasında majör otohemoterapi, minör otohemoterapi ve rektal insuflasyon yer alırken, lokal uygulama yöntemleri düşük basınçlı ozon uygulaması, transkütanöz ozon irigasyonu, subkutan ve intrakütanöz ozon uygulamasıdır. Maliyet etkin ve uygulaması basit bir yöntem olmakla birlikte, tekniğin uygulanmasında ve yan etkilerin yönetilmesinde deneyim gereklidir.

 

Ozon (O3) üç oksijen atomundan oluşan antiseptik, immünmodülatör, analjezik ve antienflamatuvar[, özellikleri olan kararsız, güçlü okside edici bir gazdır. Renksiz, keskin kokulu bir gaz olan ozon aynı zamanda oksijenin kimyasal bir türevidir. Adı yunanca “koklamak” anlamına gelen “ozein”den gelir. Ozon ilk kez 1840 yılında Alman kimyacı Schönbein tarafından keşfedilmiştir. Von Siemens 1857’de ilk teknik ozon birimini (ozon tüpü) oluşturmuştur. Ozonun tıpta ilk kullanımı 1932 yılında Fisch tarafından gerçekleştirilmiştir. 1935’de Payer, ozon tedavisinin cerrahi tedaviye katkısını incelemiştir. Günümüzde ise ozon tedavisi değişik endikasyonlar ile farklı branşlarda kullanılabilmektedir. Kas-iskelet sistemi ile ilgili enflamatuvar ve dejeneratif hastalıklarda ozon enjeksiyonunun antienflamatuvar, anti-oksidatif kapasitenin aktivasyonu ve immüno-modülasyon etkilerinden faydalanılır. Ozonun kas-iskelet sistemi üzerine etkilerini değerlendiren klinik çalışmalar giderek artmaktadır. Son dönemde ülkemizde ozon tedavileri ile ilgili yasal düzenlemeler yapılmaya başlanmıştır. Bu yazıda, ilk bölümde ozon uygulamalarının temel prensipleri ve uygulama teknikleri üzerinde durulacak, ardından ozon uygulamalarını değerlendiren klinik çalışmalara yer verilecektir. Ozonun insan vücudundaki çoğu etkisi paradoksal bir etki olarak kabul edilebilir. Uygun konsantrasyonlarda olumlu etkileri görülürken, yüksek konsantrasyonlarında çok güçlü ve tehlikeli bir oksidan olabilir. Ozon gazının düşük dozlarında etkinliğinin yüksek olması, yüksek dozlarında ise etkinliğinin azalması ve toksik etkiler gösterebilmesi fenomeni Goldman tarafından hormesis olarak tanımlanmıştır.

Ozon, doğada oksijen atomunun yüksek enerjili elektrik akımına ve ultraviyole ışınlarına maruz kalması sonucunda oluşurken, medikal ozon saf oksijenden, sessiz elektrik deşarjıyla hazırlanır. Ozon/oksijen karışımı vücuda çeşitli yöntemlerle uygulanabilir. Başlıca uygulama yöntemleri arasında intramusküler, intraartiküler ve intradiskal enjeksiyonlar olmakla beraber intravenöz, intraplevral, intrarektal uygulamaları da vardır. Ozon tedavisi, enflamasyonda azalma, hızlı ağrı kontrolünün sağlanması ve buna bağlı erken mobilizasyon etkileri nedeniyle kas iskelet sistemi hastalıklarında giderek daha fazla kullanılmaktadır.

blog